Günlük Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günlük Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2013 Cuma

Apple vs. Android

Son zamanlarda Türkiye'den Iphone siparişleri o kadar artmaya başladı ki, artık insan sormadan edemiyor, Iphone bu kadar vazgeçilmez mi diye? Bana soracak olursanız, hiç de vazgeçilmez değil hatta belli nedenlerden dolayı Android'in üstünlüğü var diyebilirim. Apple ürünleriyle ilk tanıştığım zaman Ipod Touch kullanıyordum ve hala da çalışıyor ( 4 seneden fazla oldu). Ancak, konu Iphone, Ipad ya da Ipad mini'ye gelince tercihimi Android'den yana kullandım ve herkese de tavsiye ederim. Neden diye soracak olursanız:
  • Evvela, herkesin moda diye takip ettiği şeylere karşı bir soğukluk var bende. Tıpkı Erdal Bakkal gibi, popüler olan bana itici geliyor ve herkes gibi olmak sıradanlaşmış hissi veriyor.
  • Apple'ın hakkını teslim ederim, sağlam ve dayanıklı cihazlar üretiyor. Bugüne kadar yapılmış sağlamlık testlerinde hep Iphone birinci çıktı. Ancak bu beni ikna etmeye yetmiyor.
  • Bir kere, Apple sizi sadece telefon almaya değil, beraberinde tableti, şarj aleti kısacası her türlü aksesuarıyla Apple'cı olmaya zorluyor. Siz bu ürünlerden herhangi birinin beğenmeseniz bile sırf bir tanesi diğeriyle senkronize olsun diye Apple ürünlerinden başka alternatif bulamıyorsunuz.
  • Android telefonlar, Samsung'tan tut HTC'ye; Sony Ericsson'dan Motorola'ya kadar geniş yelpazede alternatifler sunuyor.
  • Android'in güzelliği, bu cihazların çoğu micro USB ile kolayca Windows'a bağlanabiliyor, herhangi bir micro USB kablo ile şarj olabiliyor, dahası ITunes gibi baş belası bir programı yüklemenize gerek kalmadan saniyeler içinde bilgisayar ile dosya alışverişi yapmanıza imkan tanıyor.
  • Apple'daki application kalitesi Android'de yok diyenlerin de artık çok dayanağı kalmadı. Neredeyse her türlü uygulamanın Android versiyonunu bulmak mümkün, kimileri de ücretsiz.
  • Apple ile ilgili başımdan geçen bir olay da, bir gün Andriod işletim sistemli Sony Ericsson Xperia telefonumun MacBook Pro'ya bir türlü bağlanamamış olmasıydı. Bu da yine Apple'ın kendimden başkasına hayat hakkı tanımam türünden bir yaklaşımının ürünüydü. Zira aynı telefonu Windows işletim sistemli bir bilgisayara kolayca tanıtıp saniyeler içinde dosya transferi yapabilmiştik.  
Uzatmadan, hayatında ilk defa Apple kullanacak olanlara tavsiyem, ne istediklerini iyi düşünsünler. Hangi özellikleri hangi cihaz sunuyor, hangisi sunmuyor iyi araştırsınlar. Neticede zevkler ve renkler tartışılmaz, ama hiç bir fikir sahibi olmadan Iphone sipariş vermek de bana çok mantıklı gelmiyor.

13 Ocak 2013 Pazar

Amerika'da çocuk sahibi olmak

10 Ocak perşembe günü itibariyle artık ben de bir babayım. Zorlu geçen bir sekiz ayın sonunda yavrumuza kavuşabildik. Neler yaşadık neler... Merak edenler için Amerika'da çocuk sahibi olmak üzerine bir yazı dizisi hazırlayıp burada yayınlamak düşüncesindeyim. Kafamdaki başlıklar söyle:
 
Doğum öncesi hazırlıklar
Hastane ve doktor seçimi
Sigorta ve doğum masrafları
Doğum esnasında yaşananlar
Doğum sonrası çocuk bakımı
 
Fırsat buldukça bu başlıklar altında bir şeyler karalamak niyetindeyim.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Hastaneye acilden giriş yapmak

Amerika'ya geldim geleli hastaneye gitmekten hep çekinmişimdir. Nedeni basit, ağızdan ağıza yayılan acilde bekletme hikayeleri. Adam sancılar içinde acile gidiyor, saatlerce hiç bir müdahelede bulunmadan öylece bekletiyorlar vs vs. Bir de Türk  olduğumuzdan olsa gerek, doktora gidince 7 günde; gitmeyince bir haftada iyileşirim düşüncesini de unutmayalım.
Bir kaç gündür boğaz ağrısı şikayetiyle kıvranan ben Türkiye'den getirdiğimiz antibiyotiklerle iyileşmeye çabalıyorum. Aslında boğazım da iyileşme belirtileri gösteriyor. Bir kaç güne bir şeyim kalmaz deyip doktora gitmemekte direniyorum. Ancak eşim başımın etini yiyor ve illa doktora gidelim diye bastırıyor. 
Velhasıl, eşimin yoğun ısrarları neticesinde en yakınımızda bulunan, piyasaya göre oldukça kaliteli de sayılabilecek bir hastaneye acilden giriş yapıyoruz. Anlatılanların aksine, hemen içeri alınıyorum ve ilk tetkikler yapılıyor. Bu hızlı servisin şaşkınlığı içinde doktor geliyor ve boğazımdan bir tükrük örneği alıp gidiyor. Yaklaşık iki saat boyunca bekliyoruz, ne gelen var ne giden. Sonrasında nihayet doktor geliyor ve önemli bir şey olmadığını, Türkiye'den getirdiğim antibiyotikleri kullanmaya devam edebileceğimi söyleyip bizi taburcu ediyor. Yani sonuçta hiç hastaneye gitmesek de aynı şey olacaktı diye düşünmeden edemiyorum.

13 Kasım 2012 Salı

Adam Dertli

Artan şiddet olaylarına kişisel bir tepki:
Resimdeki yazı
İngilizce: Our Children are being MURDERED in the streets of Philadelphia and nobody is UPSET!
Türkçe: Her gün Philadelphia sokaklarında onlarca çocuk öldürülüyor ama kimse ÜZGÜN değil.

11 Kasım 2012 Pazar

Şükran Günü (thanksgiving)

Bir ekmek firması yaklaşan şükran günü nedeniyle ambalajın üzerine hristiyanlığın üç farklı mezhebinin ve yahudiliğin dualarını koymuş. Bana oldukça ilginç geldi.


Laz parking

Philadelphia'a bir otopark işletmesi. Sahipleri laz mı acaba?


30 Ekim 2012 Salı

Sonbaharın Renkleri





Fırtınadan Sonra

Dün gece 2 civarında Philadelphia ve çevresinde fırtına yerini derin bir sessizliğe bıraktı. New York ve New Jersey'de pek çok ev sular altında kaldı, elektrikler kesildi, metro ve otobüs seferleri durdu, uçuşlar iptal oldu, otoyollar araç trafiğine kapandı. Yetkililer şu sıralar hasar tespit çalışmaları yapıyor. Biz fırtınadan hiç etkilenmedik, sadece resimde görüldüğü üzere ağaçlardan yapraklar düştü.

29 Ekim 2012 Pazartesi

Fırtına New Jersey'e ilerliyor

Sahil şeridi boyunca güçlenerek gelen fırtınanın önümüzdeki saatler New Jersey kıyılarını vurması bekleniyor. Şu anda şiddetli yağmur ve rüzgar var. Fırtınanın etkisiyle elektrik ve su kesintileri yaşanabileceği söyleniyor.

28 Ekim 2012 Pazar

Fırtınada son durum (TSI 22:18)

Şu an itibariyle acil durum ilan edildi, okullar tatil, otobüs seferleri iptal. Obama açıklamasında fırtınanın etkisinin ne olacağını kestiremiyoruz diyor.

27 Ekim 2012 Cumartesi

Fırtına yaklaşıyor

Önmüzdeki günler için planlar yaparken bir de ne görelim: Güney sahillerini vuran Sandy fırtınası meğer kuzey-doğuya doğru hareketlenmiş ve insanlar ciddi ciddi hazırlıklara başlamış. Apartman girişine bile önümüzdeki üç gün için yeteri kadar yiyecek, battaniye vs. vs. hazırlayın diye duyurular asmışlar.  Bazı meteoroloji yetkilileri son 30 yılın en büyük kasırgası filan diyorlar ama bekleyip görücez. Hazırlık derseniz, Amerikalılar bu işi de biraz abartıyorlar gibime geliyor. Ama her yıl bu kasırgalarda ölenlerin sayısına bakınca pek haksız da sayılmazlar. Türk insanımız yine bildiğiniz gibi: Bugün konuştuğum  bir arkadaş "Ben üç gün yemek yemesem de dayanırım" diyerek konuya olan yaklaşımını çok güzel özetledi zaten. Pennsylvania, New Jersey eyaletleri acil durum çağrısı yaptılar bile. Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için: http://www.ready.gov/
 

19 Ekim 2012 Cuma

Philadelphia Film Festivali Başlıyor

Philadelphia'da dünya sinemasından seçkin örnekleri izleyebileceğiniz hemen hemen tek sinema etkinliği olan Philadelphia Film Festivali başlıyor. Geçtiğimiz yıl Nuri Bilge Ceylan'ın "Bir Zamanlar Anadolu'da" isimli filmini izleme fırsatı bulduğumuz festivalde bu yıl Umut Dağ'ın Kuma isimli filmi de yer alıyor. Ancak film Avusturya yapımı olduğundan ülkeler kategorisinde Türkiye maalesef yer almıyor. Yine de Türk sinemasına destek olmak adına gidilip görülebilir.
 
Festival hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için web sitesi: http://filmadelphia.org/festival
 
Festivalde yer alan tüm filmlerin listesi: http://filmadelphia.festivalgenius.com/2012/schedule/week
 
Kuma filmi resmi web sitesi: http://www.kuma-film.com
 

Obama mı Romney mi?


Tahmin edebileceğiniz üzere Amerikan halkının gündemi bu soruya kilitlenmiş durumda. Bana soranlara Obama alır, ancak biraz zorlanacak bu sefer gibi diyorum. Nedeni basit: İktidarda olan yıpranır. Obama, ılımlı Amerikan toplumunun, barışçıl aktivistlerin, göçmen toplulukların ve liberallerin desteğiyle götürür bu seçimi diyorum. Dünyanın diğer ucundan manzara nasıl görünüyor bilemiyorum ama en nihayetinde bir dünya gücü olan ABD'nin başına ılımlı ve savaş yanlısı olmayan bir Başkan gerek diye düşünüyorum. Baksanıza Romney daha seçimi almadan Suriye'ye dalalım muhalifleri destekleyelim vs. diye atıp tutmaya başladı bile.
Her neyse... Amerikalı Türkler kimi destekliyor diye soracak olursanız hiç şüphesiz Obama derim, zaten zamanamerika.com'un düzenlediği bir ankette de katılanların %100'ü Obama demiş. Ne deiyelim: Tercih belli.
resim: cbsnews.com

10 Ekim 2012 Çarşamba

A bullet doesn't have a name on it.

Philadelphia'da son zamanlarda artan şiddet olaylarını konuştuğum bir Amerikalı, artık philadelphia'da yaşamak istemediğini anlatıyordu. Gerekçe olarak da bir gün kaza kurşununa kurban gitmek istemediğini söylüyordu. Kendisine, adam öldürme çok oluyor diye her önüne geleni de vuracak değiller ya, dediğimde bana şu cevabı verdi:
A bullet doesn't have a name on it ( kurşun adres sormaz ki).

8 Ekim 2012 Pazartesi

Gangnam Style Amerika'ya Uğrar Mı?

Son günlerde bir gangnam stayl çılgınlığıdır gidiyor. Geçenlerde stickman'ın blogunda rastladığım bu klibi ilk kez izleyince bir şeylerin yanlış gittiğini anladım. Neredeyse 400 milyon defa izlenen bu klipten benim hiç ama hiç haberim olmamıştı. Kendi kendime dedim ki, dünyada olup bitenlerden bilhassa da tüm dünyayı kasıp kavuran müzik türlerinden Amerika'da yaşayan pek çok kimsenin haberi bile olmuyordur.
Örneğin bir Tarkan'ı bir dünya starı diye biliriz, hatta Amerika'da uzun süre yaşadığı, buralarda klipler çektiği için de Amerika'yı yerinden salladı diye de düşünüyor olabiliriz. Oysaki Amerika'da Tarkan'ı tanıyan insan sayısı o kadar azdır ki acayip hayal kırıklığına uğrarız. Çünkü bu ülkede ne radyolarda ne de Tvlerde İngiliz ve Amerikan müziği dışında müzik çalınmaz, yayınlanmaz. New York gibi dünyanın sayılı metropollerinden biri olan şehirde dahi İngilizce dışında dillerde müzik yayını yapan (İspanyolca hariç) radyo kanalı bir elin parmaklarını geçmez.
Bu sebepten Gangnam style klibini izleyince de doğal olarak 400 milyon kadar izlenen bir klibin Amerika'da ne radyolarda ne de tv'lerde yayınlandığını hayal edemedim. Lakin, youtube'da bu etkinin bir nebze olsun kırıldığını gördüm zira gangnam style parodisi diye çekilmiş onlarca Amerikan yapımı videoyla karşılaştım. Demek ki bir şekilde (internet sağolsun) Amerikan halkı da bu gündemi yakalayabilmişti.
Yine aynı duygu ve düşüncelerle New York civarında araba sürüyorken, 92.3 Now radyo istasyonunda gangnam style çalınca resmen dumur oldum. Şu anda öyle ya da böyle Amerika dahil, dünya gündemine bir şekilde oturabilmiş bu koreli genç müzisyeni tebrik etmek lazım.
 
Not: Klibi hala görmemiş olanlar varsa şuraya alalım:

29 Eylül 2012 Cumartesi

Amerikan Marketlerinde Kupon Uygulaması

 
Amerika'da yaygın olarak kullanılan bir alışveriş kuponu hadisesi var. İndirim kuponu olarak da tarif edebileceğimiz bu uygulama çoğu alışveriş merkezinin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Öyle ki, her alışverişten sonra size kupon var mı diye soruluyor mutlaka.
Kuponları bazen gazete, dergi sayfalarından bulabileceğiniz gibi bazen de belli bir miktar alışveriş yaptığınızda belli ürünlerde ya da genel kuponlara sahip olabiliyorsunuz. Amerika'da bu işi çılgınlık mertebesine getirmiş ev hanımlarından bazılarının kupon kitapçıkları tuttuğunu, alışverişe çıkarken bu ürünlerden almaya gayret gösterdiklerini biliyorum.
Resimde gördüğünüz kupon da geçenlerde ev alışveriş yapınca elimize geçti. Bir dahaki alışverişte 5 dolarlık bir indirim sağlayan bu kupon ister istemez müşteride bir daha gelme ve aynı yerden alışveriş yapma duygularını depreştiriyor.



18 Ağustos 2012 Cumartesi

Amish'ler ve Kendin Öde Sistemi

Amish'ler Amerika'da toplumdan uzak, kendi hallerinde, mümkün olduğunca teknoloji kullanmadan yaşamaya çalışan bir topluluk. Avrupa'dan göçüp geldiklerinde ne iseler şimdi de o halde yaşamaya devam ediyor. Kendi içlerinde kız alıp veren, dışarıya kapalı bir topluluk da olduğundan homojen yapıyı muhafaza edebilmiş ve günümüze kadar bozulmadan gelebilmişler. Amish'lerle ilgili daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz: http://amishculture.wordpress.com/

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Alternatif New York Seyahati: Staten Island Feribotu

New York trafiği hepinizin malumu. Her ne kadar İstanbul trafiğiyle kıyaslandığında çok daha masum gibi dursa da bazen insanı çıldırtabiliyor. Özellikle de New York'ta yaşamıyorsanız. New Yorklular hem trafiğe hem de hayatın hızlı ritmine alışkın olduklarından dışarıdan gelen ziyaretçiler kadar stres yaşamıyorlardır eminim.

14 Ağustos 2012 Salı

Amerika'da Yaşam Rehberi

Bir süredir aklımda Amerika'da yaşam rehberi tarzında bir kitapçık hazırlamak var. Ancak Amerika'da hayat sürekli bir değişim geçirdiğinden bundan bir dört beş sene öncesinin koşulları bugününkülerle bazen aynı olmayabilir. Kuşkusuz bunda teknolojinin de başdöndürücü hızla gelişmesinin büyük payı var.