10 Eylül 2012 Pazartesi

Hunger Games (Açlık Oyunları) filmi üzerine

Uzun zamandır Amerikan sinemasına uzak duruyordum. Belirli bir nedeni yok ama gurbette olunca insan daha çok ülkesine dair şeyler duymak, görmek ve izlemek istiyor. Bunun bir yansıması diyebiliriz. Bir de son dönem Amerikan sinemasında öyle ahım şahım süper izlenmeli diyebileceğim filmler de yok gibi. Hunger Games önce çok satan bir kitap olarak sonra da sinema filmi olarak karşımıza çıktı. Karşılaştığım yorumlar da olumlu olunca oturup izleyelim diye düşündüm.
Filmi izlerken karmaşık duygulara gark oldum diyebilirim. Filmin ilk kısmında fantastik bir bilim-kurgu izlenimi edinirken, ilerleyen dakikalarda filme dair hislerim değişti. Yer yer Truman Show tadında izlediğim film beni dünyaya ve hayata dair farklı düşüncelere sevk etti diyebilirim.

Öncelikle filmin ana temasını oluşturan Mıntıkaların isyanı ve sonrasında Merkezi Hükümet'in bu isyanı bastırarak mıntıkalardan haraç istemesi günümüz dünya düzenine bir eleştiriydi gibi algıladım. Korkarım, filmi izleyen Amerikan seyircisinin çok az bir kısmı böyle bir bağlantı kurabilmiştir bu filmde.
İkinci olarak film, sanki Amerika'da hemen herşeyin hala bir şov gibi lanse edilmesine bir gönderme yapıyormuş gibi hissettim. Reality şovlar sayesinde sıradan insanların hayatlarını büyük bir iştahla izleyen seyirci kitlesi, aynı umarsızlıkla insanların birbirlerini öldürmelerini keyif alarak izliyorlardı. Hoş, bu göndermeyi de dünya düzeniyle bağdaştırmak mümkün ama isterseniz tehlikeli sularda yüzmeyelim.Bu minvalde, filmin özetini yapan sahne de bence Başkan'ın Ezilenlerden nefret ederim mealindeki sözleri oldu diyebilirim.
Kısmen gerilim, kısmen de vahşet unsurlarını barındırması nedeniyle izlerken dikkatli olmanızı önereceğim, ama aynı zamanda insanoğlunun kafasında durup durup kurguladığı şeyleri görmeniz açısından tavsiye edebileceğim bir film. Özellikle de günümüz dünyasında insanların hiç uğruna birbirini öldürdüğü şu günlerde...

1 yorum:

İÇİMDEN GELDİGİ GİBİ~~~ dedi ki...

Çok merak ediyorum ilk fırsatta...